Pazartesi, Temmuz 31, 2006

İstanbul Riders Farkı

Yarın 1 Ağustos, yani doğum günüm. Bir önceki yazımda motosiklet kardeşliğinden bahsetmiştim. İstanbul Riders bunu en iyi yansıtan topluluklardan biri. Daha önceki yazılarımdan birinde () İstanbul Riders ile ilk karşılaşmamdan sözetmiş ve grubun motosiklet kültürüne sahip herkese açık olduğunu yazmıştım. O günden bu yana bir İstanbul Riders üyesi olarak her geçen gün daha iyi anlıyorum ki bu topluluk; motosiklet, teknik, sürüş, eğitim, tamir, bakım vb. konuların ötesine geçebilmeyi başaran ender gruplardan biri. Farkı da sanırım burada. Grubu bir arada tutan değerler sadece motosiklet ile sınırlı değil. Sosyal ve kültürel değerler daha ön planda yer alıyor, bu da topluluğun farkını, değerini önemli ölçüde arttırıyor. Bu yapı aynı zamanda, bu kültürü benimseyen üyelerin grubu daha çok sahiplenmesine yol açarken, bu kültüre uzak olanların doğal olarak topluluktan da uzak kalmasını sağlıyor.

Yarın doğum günüm olduğunu söyledim. Öyle her yıl doğum günü kutlayan, parti verenlerden değilim. Çoğunlukla da son bir kaç gün kala hatırlarım doğum günümün yaklaştığını. Ama tabi bu yıl durum biraz farklı. Yani daha çok çevremdekiler öyle düşünüyor. Neden mi? Çünkü 40 yaşına giriyorum. Yani artık yaşımı sorduklarında yanıtlamak için 4'lü rakamlardan yararlanmak zorunda kalacağım. Evet her 10 yılda bir olur bu değişim aslında. Ama 40 yaş sanki biraz daha heybetli mi duruyor ne?

Her neyse bu 40 yaş vesilesi ile ucundan azıcık bi doğum günü partisi düzenleyelim bu sayede de sevdiğimiz insanlarla bir araya gelelim dedik. Tabii sevdiğimiz insanlar deyince İstanbul Riders'sız da olmaz dedik. İstanbul Riders'tan Sky nickli sevgili Ali İhsan'la konuşurken dedik ki madem 40 yaşa giriliyor, o zaman en az 40 motorla kutlayalım bunu. Gerisini Ali İhsan halledecekti. Ve halletti de. Ben bir topic açıp insanlara partiden bahsedecek derken siteye bir girdim ki ana sayfada kocaman bir banner: 40 Yaş 40 Motor Partisi. Banner'a tıklayınca direk topiğin olduğu sayfaya ulaşılıyor. Sağolsun tüm detayları ile organizasyonu anlatıp tüm üyeleri davet etmiş. Tanıyan tanımayan herkes mutluluklar diliyor, doğum günümü kutluyor, gelmeye çalışacaklarından söz ediyor. Kısaca İstanbul Riders herkesten önce başladı doğum günümü kutlamaya. Tabii ki önemli olan sadece doğum günümün kutlanması değil. Önemli olan tanıdığın, tanımadığın bir sürü insanın her zaman yanında olduğunu hissetmek. Aynı sosyal ve kültürel değerleri paylaştığın insanların.

Anlatmak istediğim de bu zaten.

İşte İstanbul Riders'ta yer alan banner:



Bu arada bu yazıyı okuyan tüm dostlarımı bekliyorum. Adres vb. detaylar İstanbul Riders sayfalarında mevcut.

Motosiklet Kardeşliği

Motosiklet kültürüne sahip motosiklet kullanıcılarının arasında yazılı olmayan bazı etik kurallar vardır. Aslında bunlara kural demek bile doğru olmayabilir. Bir tür azınlık dayanışması gibi birşeydir sanki bu.

Örneğin yolda arızalanmış bir motor görseniz mutlaka durup bir bakarsınız, yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorarsınız. Oysa otomobil kullanıcıları arasında bu tür sıkı bir dayanışmaya rastlamanız pek mümkün olmaz.

Evet, bir tür azınlık dayanışması denebilir buna. Hatta bundan biraz daha fazla bir şeydir aslında motosiklet kardeşliği.

Motosiklet kullanmayı tercih etmek bilinçli bir deliliktir de. Evet bilinçli delilik: 4 tekerliğin izole edilmiş güvenliğini bir kenara bırakır, kendi başında ayakta bile duramayan bu iki tekerli makina ile bütünleşip, tek vücut olmayı tercih edersiniz. Sanki başka bir boyuta geçmek gibidir. Ve doğal olarak bu bilinçli deliliği tercih eden diğer kişilere de yakın hissedersiniz kendinizi. Çünkü bir tek siz gerçekten anlarsınız onları. Tabii ki onlar da sizi.

Motosiklet ile Yunanistan'a gitmeyi planlayan ancak mont, kask, koruma vb. yol için gerekli aksesuarları tedarik etmekte güçlük çektiği için bunları arkadaşlarından talep eden Tuğçe Baran'ın geçen gün Vatan Gazetesi'nde yazdıkları Motosiklet Kardeşliği'ne iyi bir örnektir sanırım:

"Kim derdi ki hayatında daha önce topu topu üç saat motor arkasında yolculuk etmiş biri, birden kendini acayip cömert bir topluluk içinde bulsun ve asla sahip olamayacağı bir takım malzemelere şak diye kavuşsun..

Evet böyle bir şey varmış. 'Motorcu Dayanışma Ruhu' diye bir şey varmış gerçekten. Yıllarca duyduğum fakat inanmadığım şey gerçekmiş!

Geçen gün anlattığım gibi gerekli malzemeleri tedarik etmemiz hüsranla anlaşıldı ki mümkün değil. Eşek yükü bir para..

Onun üzerine motor sahibi arkadaşlara başvurduk.

Sanıyordum ki herkes "yok bana lazım" "yok veremem, çok kıymetli" diyecek.

Hayır öyle olmuyormuş. Pekala, neredeyse canından çok sevdiğin, dünyanın parasını verdiğin montunu, kaskını, şuyunu buyunu verebiliyormuşsun. Bu araba sahibi olmaya benzemiyor. Kimse kimseden "yola çıkıyorum stepneni, tamponunu, yan aynanı istiyorum" diyemez. Ama motorcu olduğun zaman isteyebiliyorsun..

Ben hayatımda kimseden tek bir şey istemiş bir insan değilken şu an Müge sayesinde bir adet motor montu, bir adet motor pantolonu, dizlik, bel kuşağı, Mustafa sayesinde bir adet bagaj kutusu, Arzu sayesinde mask, Lale sayesinde bir adet gözlük, Ali sayesinde bir adet yan çanta sahibiyim..

Sağ kalır geri dönersek elbette hepsini geri vereceğiz ama şu an robokop gibi donanmış durumdayız.

Ne diyebilirim ki..

Mutluyum, huzurluyum.."

İşte böyle bir şeydir Motosiklet Kardeşliği...

Çarşamba, Temmuz 26, 2006

Zed's dead, baby. Zed's dead!..



Quentin Tarantino'yu duymayan, tanımayan var mıdır? Peki Pulp Fiction'u bilmeyen ya da izlemeyen? Belki vardır. Ama Pulp Fiction filmini izleyip de Bruce Willis'in o meşhur motosiklet sahnesini hatırlamayan büyük ihtimalle yoktur. Bruce Willis'in elbette seveni de vardır sevmeyeni de. Ama adeta filmin ruhunu birebir yansıtan o meşhur sahneyi izleyip de "yahu bu kadar mı 'cool' olunur" demeyecek kişi de azdır herhalde.

Neyse lafı daha fazla uzatmadan, internette büyük bir azimle arayıp bulduğum bu meşhur sahnenin linkini vereyim hemen:

http://www.youtube.com/watch?v=gIV_yVlIWnU