Salı, Ekim 05, 2010

Mini'den Yeni E Concept Scooter



BMW, yeni Mini E Concept Scooter motosiklerlerinin lasmanını geçtiğimiz ay Londra'da gerçekleştirdi. Mini otomobillerinin tasarım konseptini ziyadesiyle yansıtan bu yeni şehirli miniklerin tüm detaylarında Mini ruhunu yakalamak mümkün. Arka tekerleğe entegre edilmiş bir elektrik motorla çalışan Mini E Concept Scooterlar'ın ön panelinde bir iPhone dock bile var.

Scooter kullanın kullanmayın bilmem ama tasarımları gerçekten insanın aklını çelecek türden... Hani kullanmasa da insanın alıp evin bir köşesine koyası geliyor.

Mini E Concept Scooter

Mini E Concept Scooter

Mini E Concept Scooter

Mini E Concept Scooter





Mini E Concept Scooter

Mini E Concept Scooter

Mini E Concept Scooter

Pazar, Ekim 03, 2010

Kenan Sofuoğlu Dünya Şampiyonu

Kenan Sofuoğlu

Dünya Süpersports Şampiyonası'nın son yarışı Fransa'da yapıldı.

Pol pozisyonunda start alan Kenan Sofuoğlu, son yarışa en yakın rakibi İrlandalı Eugene Laverty'nin 16 puan önünde başladı. Bir başka deyişle Kenan yarışı ilk 6 içinde bitirdiği takdirde şampiyon olacaktı.

Şampiyon sürücü yarışın ilk bölümünü lider götürdükten sonra 10'uncu turda Laverty'e geçildi.

Geri kalan bölümde temkinli bir tempo belirleyen Kenan yarışı Laverty'nin ardından ikici sırada bitirerek ihtiyacı olan puanları aldı ve kariyerinin ikinci dünya şampiyonluğuna ulaştı.

Sofuoğlu bu sezon katıldığı tüm yarışları ilk üç içinde bitirmeyi başardı. Portekiz, ABD ve Çek Cumhuriyeti'ndeki yarışlarda ise birinci oldu.

27 yaşındaki motosikletçi, 2007 yılında Süpersport'ta dünya şampiyonluğuna ulaşarak motor sporlarına Türkiye'ye ilk dünya şampiyonluğunu kazandırmıştı.

Kaynak: NTVMSNBC.COM

Pazartesi, Mart 29, 2010

Türkiye Enduro Şampiyonası 2010 Fethiye'de

Türkiye Enduro Şampiyonası 2010 bu yıl Fethiye'de 4 Nisan'da gerçekleştiriliyor.
İlgilenenlere duyurulur. Ayrıntılar bu adreste: Enduro Türkiye

Türkiye Enduro Şampiyonası

Perşembe, Mart 18, 2010

Dünyanın En Pahalı ve En Hızlı Motosikletleri

Dünyanın en pahalı ve en hızlı motosikletleri. Hepsi birbirinden çekici. Her zevke göre var da, her keseye göre pek yok gibi...

Cuma, Mart 12, 2010

Dodge Tomahawk 4 Tekerlekli Motosiklet

Meşhur 4 tekerlekli motosiklet Dodge Tomahawk'ı bir de hareket halinde görelim.

Cuma, Ocak 29, 2010

12 Yaratıcı ve Sıradışı Kask Tasarımı



Klasik kasklardan sıkılanlar için yaratıcı ve sıradışı kask tasarımları:

Karpuz Kask

Karpuz Kask


Valentino Rossi Yüzü

Valentino Rossi

Valentino Rossi


Transformers Kaskı

Transformers Kaskı


Stormtrooper Kaskı

Stormtrooper Kaskı


Spider-Man Kaskı

Spider-Man Kaskı


Pac-Man Kaskı

Pac-Man Kaskı


Lego Karakter Kaskı

Lego Karakter Kaskı


Iron Man Kaskı

Iron Man Kaskı


Darth Vader Kaskı

Darth Vader Kaskı


Duft Punk Robot Kaskı

Duft Punk Robot Kask


Karton Karakter Kaskı

Karton Karakter Kaskı


Kafatası Kaskı

Kafatası Kaskı

Çarşamba, Haziran 17, 2009

Ducati Berliner 1260 Apollo

Ducati Berliner 1260 Apollo

Biraz da motosiklet tarihine bakalım...

Ducati Berliner 1260 Apollo...

1950'lerin sonunda Ducati'nin Amerika'lı ithalatçıları, genel merkezden polislerin kullanımı için Harley Davidson'a rakip olacak bir motosiklet yaratmalarını isterler. Böylelikle 1964 yılında Apollo doğar; 1200 cc, 4 silindirli, 100 beygir gücünde motoru ve ölümcül bir hatası ile: Motosiklet, böylesine büyük bir güç ve ağırlıkla baş edebilecek lastiklere sahip değildir. Apollo'nun test sürücüsü Farne motor hakkında şu yorumu yapar: "Sanki bir kamyon kullanıyor gibiydim, hoşlanmadım."

Sonrasında Apollo'nun gücü azaltılır ve bu güce uygun özel lastiklerle donatılır. Buna rağmen Apollo hiçbir zaman prototip aşamasından öteye geçemez ve sadece 2 adet üretilir. Resimdeki altın renkli makina da her nasılsa ortadan kaybolur. Bunun yerine, siyah ve gümüş gri renklerden oluşan spor bir versiyonu 2002 yılında Bologna'daki Ducati müzesinde, kısa bir süreliğine, sahibi Hiroaki Iwashita'nın izniyle sergilenir.

Ducati Berliner 1260 Apollo

Kaynak: http://www.bikeexif.com/ducati-berliner-1260-apollo

Merak edenler hikayenin tamamını buradan okuyabilirler.

Cumartesi, Mayıs 23, 2009

Yamaha'dan Giyilebilir Motosiklet



Otomotiv dünyası son yıllarda özellikle hybrid modeller alanında sürekli yeni araçlar geliştirme peşinde olsa da, en son geliştirilen bir prototip öyle sıkça karşılabileceğimiz türden birşey gibi görünmüyor: Yamaha markasını taşıyan ve "Giyilebilir Motosiklet" diye adlandırılan bu prototip modelin konsepti ve tasarımı Pasedena Art Center College of Design öğrencisi Jake Loniak'a ait.

Kullanıcının adeta üzerine giyer gibi "bindiği" bu araç, li-iyon bataryalarla, yani elektrikle çalışıyor ve kullanımı sırasında kullanıcı ile bütünleşerek, insan vücüduna benzer şekilde 36 mekanik kas yardımıyla hareket ediyor. Tasarımcısına göre saatte 120 Km. hız yapabilen aracın 0-100 Km. hızlanmasının sadece 3 sn. olacağı belirtiliyor, ki bu da maksimum hızına sadece 4 sn. gibi kısa bir sürede ulaşabileceği anlamına geliyor. Ayrıca bataryalarının şarj süresinin 15 dakika, kullanım süresinin ise 1 saat olduğu belirtiliyor.

Bu model şimdilik bilim kurgu ya da çizgi filmlerden fırlamış gibi görünse de, duyumlara göre modelin üretimi için gerekli olan tüm teknolojiler de mevcutmuş. Yani her an üretimine başlanabilir.

Daha neler göreceğiz bakalım...

Giyilebilir Motosiklet

Giyilebilir Motosiklet

Giyilebilir Motosiklet


Facebook'ta Paylaş

Perşembe, Mart 05, 2009

Motosikletleri Farkettirme Konusunda Bugüne Kadar Gördüğüm En İyi Video

"Think Road Safety" İngiltere'de yollarda meydana gelen ölümlü kazaları azaltmak amacıyla faaliyet gösteren hükümete bağlı bir organizasyon. Geçtiğimiz günlerde web sitelerinde yayınladıkları bir video, otomobil sürücülerini motosikletleri farketmek için daha fazla dikkat etmeleri gerektiği konusunda uyarıyor, ve bunu çok da etkili bir şekilde yapıyor.



Otomobil sürücüleri bizleri farketmese de bizim onları her zaman farketmek zorunda olduğumuzu unutmadan herkese daha dikkatli ve güvenli sürüşler dilerim.

Cuma, Mayıs 09, 2008

Sinan Sofuoğlu'nu Kaybettik

Sinan Sofuoğlu bugün Körfez Pistinde antreman sırasında geçirdiği kaza sonrası ağır yaralı olarak tedavi gördüğü Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.

Sinan Sofuoğlu

Boynunda ve kaburga kemiklerinde kırıklar olan ayrıca akciğeri yırtılan Sinan Sofuoğlu saat 14.00 sıralarında geçirdiği kazanın ardından getirildiği Kocaeli Üniversitesi Hasatanesi'nde ameliyata alınmıştı. Akciğerindeki kanaması durdurulan Sinan Sofuoğlu, saat 19.00 sıralarında ameliyathaneden çıkarılarak yoğun bakım servisine alındı. Saat 19.45 sıralarında da doktorlar öldüğünü açıkladı.

Ne yazacak ne de söyleyebilecek fazla birşey yok. Sözün bittiği yer...

Hepimizin başı sağolsun. Allah Sinan'a rahmet, ailesine ve yakınlarına da sabır versin.

Sinan Sofuoğlu Kaza Geçirdi

2007 Dünya Super Sport Şampiyonu Kenan Sofuoğlu’nun ağabeyi, pist şampiyonalarında çeşitli dereceleri bulunan Sinan Sofuoğlu, yarış pistinde antrenman sırasında motosikletten düşerek ağır yaralandı.

Sinan Sofuoğlu

KOCAELİ - Körfez Pistinde Türkiye Motosiklet Federasyonu ve Marmara Motosiklet Kulübü'nün ortaklaşa düzenleyeceği “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Türkiye Motosiklet Pist Şampiyonası”na hazırlandığı sırada motosikletten düştüğü öğrenilen Sinan Sofoğlu, ilk olarak Derince Devlet Hastanesine, ardından da Kocaeli Üniversitesi (KOÜ) Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesine kaldırıldı.

Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Nazım Mutlu, Sofuoğlu’na acil serviste müdahale edildiğini belirterek, “Genel durumu ciddi. Boynunda kırık, kafasında travma var” dedi.

Kaynak: AA - http://www.ntvmsnbc.com/news/445782.asp

Sinan Sofuoğlu'na acil şifalar diliyoruz.

Çarşamba, Nisan 09, 2008

Motosiklet Tutkusu Facebook'ta

Motosiklet Tutkusu şimdi Facebook'ta. Siz de gruba katılın, motosikletli hayatınızı, fotoğraflarınızı, düşüncelerinizi tüm motosiklet tutkunları ile paylaşın.

Motosiklet Tutkusu

Aşağıdaki linke tıklayarak Facebook Motosiklet Tutkusu Grubu'na üye olabilirsiniz:
http://www.facebook.com/group.php?gid=6626941827

Salı, Nisan 08, 2008

BMW K1200R - Dünyanın En Güçlü Çıplağı

BMW K1200R. BMW onu "dünyanın en güçlü naked motosikleti" olarak lanse ediyor. Sloganı "Herşeyi duman eder... beklentilerinizi bile..."

BMW K1200R

10,250 devirde 163 beygir güç üretiyor. 0'dan 100 Km. sürate ulaşması sadece 2,6 saniye sürüyor. Kaslı ve agresif tasarımı her motor tutkununu bir görüşte baştan çıkaracak nitelikte.

BMW K1200R

Bütün bunlar yetmiyormuş gibi bir de film çekmişler bu süper çıplak için, insanın aklını başından alan, hayallerini bile duman eden...

Salı, Şubat 05, 2008

İnanılmaz Bir Motosiklet Kazası!

Amerika'da, gece otoyolda saatte yaklaşık 200 Km hızla ilerleyen bir motosiklet, seyir halindeki bir kamyona arkadan çarpıyor.

Çarpmanın etkisini hissettiğini ifade eden kamyon şöförü, yaklaşık 400 metre ilerledikten sonra kamyonu kenara çekiyor.

Ve işte kamyondan inen şöförün karşılaştığı manzara...

Motosiklet Kazası

Motosiklet Kazası

Motosiklet Kazası

Motosiklet Kazası

İnanması zor ama motosiklet sürücüsü yaşıyor. Kaskı sayesinde. Kaskınızı giyin!

Motosiklet Kazası

Cumartesi, Ekim 27, 2007

29 Ekim Cumhuriyet Korteji'nde Buluşuyoruz!

Her yıl olduğu gibi bu yıl da 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Korteji'nde tüm motorcular olarak yerimizi alıyoruz.

29 Ekim 2006 Cumhuriyet Korteji

İstanbul Riders ve Beşiktaş Belediyesi iş birliği ile İstanbul Beşiktaş'ta geleneksel olarak her yıl tekrarlanan korteje, yine motosikletlerimizi Türk bayrakları ile donatarak katılıyoruz.

29 Ekim 2006 Cumhuriyet Korteji

Gelin, içinde bulunduğumuz bu hassas günlerde, Türk bayraklarıyla süslediğimiz motosikletlerimiz ile hangi değerlere ne kadar sahip çıktığımızı çok yoğun bir katılımla dosta düşmana bu özel 29 Ekim Cumhuriyet bayramında gösterelim.

29 Ekim Kortej Programı

Toplanma yeri: Ortaköy Dereboyu caddesi üzerinde Hacı Mahmut Camii Meydanı

Fener alayı ve motosiklet kortejimiz 19:00'da Beşiktaş Barbaros Meydanına, şenlikler ve diğer programlar için devam edecektir.

Buluşma noktasında Türk bayrakları verilecektir.

Toplanma saati en geç: 18:00
Kortej Hareket saati: 19:00

İstanbul Riders'ın Beşiktaş Belediyesi ile birlikte organize ettiği kortej tüm motosiklet gruplarının katılımına açık olacaktır. Her grup kendi flama, bayrak ya da pankartını taşıyabilir (siyasi propaganda içermemek koşulu ile).

Üyesi ve mensubu bulunduğunuz tüm gruplara da şimdiden duyurusunu yapabilirsiniz.

Bilgi için: http://www.istanbulriders.com

29 Ekim Cumhuriyet Korteji'nde buluşmak üzere...

29 Ekim 2006 Cumhuriyet Korteji

29 Ekim 2006 Cumhuriyet Korteji

Perşembe, Ağustos 09, 2007

Motosiklet Kazalarını Protesto Ediyoruz!

Alkollü Sürücüden Motosiklet Cinayeti - Haberin devamı için tıklayın.

Son günlerde meydana gelen motosiklet kazalarını protesto etmek için tüm motorcular 11 Ağustos Cumartesi günü saat 11:00'da Kadıköy İskele Meydanı'nda bir araya geliyor. EMOK - Enduro Motosiklet Spor Kulübü Derneği tarafından organize edilen bu etkinlik için EMOK'un yaptığı açıklamayı aynen aktarıyorum:

11.08.2007 saat 11:00'da Kadıköy İskele Meydanı'ndayız!

Son zamanlarda sıkça yaşanan motosiklet kazalarına ve bu kazalar sonucu ortaya çıkan ciddi yaralanma ve ölümlere kamuoyunun dikkatini çekmek, yol kaplamaları ile yol kenarlarındaki bariyerlerin riskleri, meydana gelen kazalar ve kaza sonrası etkileri üzerine kamuoyunu bilgilendirmek ve bu nedenle yakın zamanda kaybettiğimiz arkadaşlarımızı anmak için saat 11.00'da Kadıköy İskele Meydanında buluşuyoruz.

Etkinlik için saat 11.00'da Kadıköy İskele Meydanında buluşularak motosikletler park edilecek, hazırlıklar yapılacak, basın ve kamuoyu duyurusunun okunması ve basın bilgilendirilmesi ile son bulacaktır.

Etkinlik Amacı:

Son zamanlarda sıkça yaşanan motosiklet kazalarına ve bu kazalar sonucu ortaya çıkan ciddi yaralanma ve ölümlere kamuoyunun dikkatini çekmek, yol kaplamaları ile yol kenarlarındaki bariyerlerin riskleri, meydana gelen kazalar ve kaza sonrası etkileri üzerine kamuoyunu bilgilendirmek ve bu nedenle yakın zamanda kaybettiğimiz arkadaşlarımızı anmaktır.

Etkinlik Kuralları:

* Etkinlik için EMOK tarafından gerekli izin alınmıştır ve kanunun öngördüğü çerçevede gerçekleşecektir.

* Etkinlik alanına ulaşım için, buluşma yerleri tesbit edilmemiş ve toplu sürüş planlanmamıştır. Katılımcılar, bireysel olarak gelebilecekleri gibi, kendi aralarında gurup oluşturup topluca alana gelebilirler. Bu esnada trafiği tehlikeye düşürmemeye azami dikkat ediniz.

* Etkinliğe her gurup, kendi flamaları ile katılabilir. Yakın zamanda kaybettiğimiz arkadaşlarımızın resim ve posterlerini taşıyabilir.

* Etkinlik esnasında, görevlilerin uyarılarına mutlaka uyunuz. Sizin için hazırlanmış Motoparka motorunuzu, bir düzen içinde park ediniz.Bu konuda görevliler size yardımcı olacaktır.

* Görevliler, güvenlik tedbirleri alacak olsa da, kötü niyetli kişilere karşı dikkatli olunuz.

* Etkinlik esnasında, bize yakışmayan davranışlardan kaçınınız. Aykırı hareket eden arkadaşlarımız uyarılacak, israrı sonucunda da resmi güvenlik görevlilerce kanuni işlem yapılacaktır.

* Etkinlik sonrasında toplu sürüş için izin alınmamış olup, düzen ve sükünet içinde dağılınacaktır.

Etkinlikte görevi yapmak isteyen arkadaşlarımızın yardımına ihtiyaç olacaktır. Görev almak isteyen arkadaşlarımız 0 533 3333665 numaralı telefonla irtibat kurmaları rica olunur.

Unutmayalım; bu etkinliğin başarıya ulaşması, hepimizin yapacağı katkı ile olacaktır.

EMOK Enduro Motosiklet Spor Kulubü Derneği
Etkinlik Koordinatörü
UĞUR BECERİKLİLER
0-533-3333665


EMOK, bu etkinlik kapsamında yayınladığı basın açıklamasında, son zamanlarda meydana gelen motosiklet kazalarına değinerek yetkililere çağrıda bulunuyor:

Ömer UzmaÜç hafta önce bugün, yüzlerce hastasını kurtarmış iyi bir doktor, iyi bir eş, baba, dost, değerli bir insan ve bilinçli bir motosiklet binicisi olan sevgili Dr. Ömer Uzma’yı, dikkatsiz ve sorumsuz bir sürücü ile karayolları yol bariyerleri aramızdan aldı. Kayıp büyüktür ve herkesin kaybıdır.

Dr. Ömer Uzma’yı, aniden şerit değiştiren ticari bir araç motosikletinden düşürmüştü. Sürüklenen Uzma, onu koruması gereken yol bariyerlerinin açıkta kalan keskin ayaklarına çarparak can vermişti.

Geçtiğimiz hafta TEM Ümraniye bağlantısı üzerinde yağmursuz havada yola taşan yağmur suları (!) nedeni ile ıslanan asfalt üzerinde motosikleti kayan Ramazan Maden yine bariyer demirlerine çarparak hayatını kaybetti. Bu, kısa süre içinde bariyer demirlerinin neden olduğu ikinci can kaybıydı.

Bu hafta içinde İzmir’de sorumsuz bir sürücünün arkadan çarptığı motosiklette bulunan Yaşar Mete Oymaklı ve İrem Uygur isimli iki genci daha kaybettik.

Benzerlerine sıklıkla şahit olduğumuz bu tür kazalar hakkında yetkililere ve kamuoyuna seslenmek istiyoruz.

1- Koruyucu kaportası bulunmayan motosikletlerin binicileri olası kazalarda büyük hasar alabilmekteler. Motosikletler her gün, Dr. Uzma, Ramazan Maden ve Yaşar Mete Oymaklı gibi değerli insanları taşıyorlar. Diğer araç sürücülerinden bizleri yollarda kollamaları ve korumaları ricasında bulunuyoruz.

2- Resmi yetkililerden, trafikle ilgili kanun, mevzuat ve standartları düzenlerken motosikletleri de mutlaka göz önüne almalarını talep ediyoruz. AB ülkelerinde motosiklete sağlanan geçiş üstünlüğü, otomobile uyumlu sürat sınırlaması gibi can güvenliğini sağlamaya yönelik düzenlemelerin bir an önce hayata geçirilmesini istiyoruz.

3- Dr. Uzma ve Ramazan Maden ’in kazaları, önemli bir soruna daha dikkat çekmelidir: Yol Bariyerleri Tuzağı! Yollardaki araçları ve içindekileri koruması beklenen karayolları yol bariyerleri, şimdiki yapısıyla motosikletlerin korkulu rüyasıdır. Bariyerlerin açıkta kalan sivri kenarlı metal direkleri yerde sürüklenerek ona çarpan bir motorcuya bıçak etkisi yapmakta, koruyucu kaskı bile kesebilmektedir. Bu büyük tehdide karşı ne gibi önlemlerin alınabileceği bellidir. Enduro Motosiklet Kulübü (EMOK) olarak karayolları ve yetkili merciler nezdinde gerekli bilgilendirme, başvuru ve takip sorumluluklarımızı yerine getireceğiz.

Kamuoyuna ve yetkililere saygı ile duyurulur.

Pazartesi, Ağustos 06, 2007

Kenan Sofuoğlu İngiltere'de Tarih Yazdı!

Dünya Süpersport Şampiyonası'nın İngiltere yarışını 2. bitiren Türk pilot Kenan Sofuoğlu, sezonun bitmesine 3 hafta kala şampiyonluğunu ilan etti.

Kenan Sofuoglu


Türk motorsporları tarihinde bir ilke imza atıldı.

Dünya Süpersport Motosiklet Şampiyonası'nda mücadele eden Kenan Sofuoğlu, dünya şampiyonluğuna ulaşarak motorsporları tarihinde bunu başaran ilk Türk unvanını elde etti.

İngiltere'nin Brands Hatch Pisti'nde yapılan sezonun 10. yarışını 2. bitiren Kenan Sofuoğlu, şampiyonanın bitmesine 3 yarış kala zaferini ilan etti.

İngiltere'den aldığı 20 puanla 206 puana yükselen Kenan Sofuoğlu, en yakın rakibi Fransız Fabien Foret'nin 80 puan önünde şampiyonluğu garantiledi.

Hannspree Ten Kate Honda takımı adına yarışan ve geçen sezon klasmanda 3. olan Türk pilot, geride kalan 10 yarışın, altısını 1., ikisini 2., birini 3. bitirirken sadece İngiltere'nin Silverstone Pisti'nde yapılan yarışta kaza geçirdiği için podyuma çıkamadı.

Sezon, 9 Eylül'de Almanya, 30 Eylül'de İtalya ve 7 Ekim'de Fransa yapılacak yarışlardan sonra sona erecek.

Kaynak: http://www.ntvspor.net

İşte Kenan Sofuoğlu'nun Şampiyonluk Yolundaki Hikayesi

Motorunun numarası 54'ün simgelediği kent Sakarya'da, babası İrfan ustanın motosiklet tamir ve satış dükkanında motor sesine aşık olan 24 yaşındaki Kenan Sofuoğlu, yeteneği ile çocuk yaşta birçok başarıya imza attı.

Kardeşi Sinan'ın ardından pistlere çıkan Kenan Sofuoğlu, ismini ilk kez 1998'de duyurdu. İlk Türkiye Şampiyonluğu'na 14 yaşında ulaşan Sofuoğlu, Şubat 2001'deki ekonomik krizde sponsoru Honda'yı kaybetti.

Hayallerine kavuşmak için çırpınan Sofuoğlu'nun yardımına ailesi koştu. Baba İrfan Sofuoğlu, oğlunu Avrupa pistlerinde görmek için dükkanındaki tüm motosikletleri satarak, 50 bin avro topladı.

Almanya'da yaşayan bir akrabası sayesinde katıldığı Yamaha R6 Shell Cup'ta şampiyon olan Kenan Sofuoğlu, Yamaha takımı menajerlerinin dikkatini çekti. 2003'te Yamaha'nın seçmelerini kazanan dört motosikletçiden biri olarak katıldığı 600 cc Supersport kategorisinde de sezonu ikincilikle kapayan Sofuoğlu, Yamaha'nın güvenini kazandı.

Avrupa 1000 cc Super Stock kategorisinde üçüncü olarak kürsüye çıkan Sofuoğlu, bu başarıyı kazanan tarihteki ilk Türk sporcu unvanını aldı.

2005'te FIM Dünya Kupası'nda sezona şampiyonluk parolasıyla başlayan Sofuoğlu, Yamaha R1 ile 8 yarışta 7 kez podyuma çıktı. 2005 yılında Fransa'nın Magny Cours pistindeki son yarışa Belçikalı rakibi Van Keymeulen'in bir puan gerisinde başlayan Kenan, bitime 50 metre kala geçilerek, belki şampiyonluktan oldu ama ikincilik podyumuna çıkarak 22 yaşında yeni bir uluslararası zafere imza attı.

1996 yılından bu yana motosiklet yarışlarında Türkiye ve yurt dışında birçok şampiyonluklar elde eden Sofuoğlu, motosiklet yarışlarında yurt dışında 50, Türkiye'de ise 650'yi aşkın kupa kazandı.

Türk lisansıyla Hollanda adına yarışlarda ter döken Kenan Sofuoğlu'na takım arkadaşları hiç destek vermedi. Fransız takım arkadaşı, sadece kendi şehrinin numarası olan 16'yı kullandığı için hem devletten hem de sponsorlarından destek görürken, Kenan Sofuoğulu Türkiye'de bir Türk sponsor bulamadı.

Dünyada milyonlarca kişinin ekran başında naklen izlediği İngiltere'nin Brands Hatch pistindeki yarıştan sonra şampiyonluğunu ilan ederek, podyuma çıkan Sofuoğlu, yaptığı İngilizce açıklamada, yaşadığı mutluluğu dile getirdi.Sofuoğlu, bundan sonra motor sporlarının Türkiye'de daha çok gelişeceğini vurguladı.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr

Salı, Haziran 12, 2007

Burgman 400 K7 Debriyaj Sorunu Çözüldü

Daha önceki yazıda sözünü etmiş olduğum debriyaj sorunu, parça beklemekten ötürü yaşamış olduğum sıkıntıya rağmen, Göztepe Korlas servisinde garanti kapsamında değiştirilerek çözülmüştür.

Bu süreç içerisinde başta Kızıltoprak Korlas'tan sevgili Hüseyin Önder olmak üzere, Suzuki Türkiye'den Ali Erokan Karakoç, Okan Gürol ve Göztepe Korlas'tan Selahattin ustaya ilgi ve desteklerinden ötürü teşekkür etmek istiyorum.

Parça bekleme sürecinde Suzuki Türkiye Servisler Müdürü Sayın Ali Karakoç ile yapmış olduğum telefon görüşmesinde, bana yaşanan bu gecikmenin çok istinai bir durum olduğunu, parçaların yeni ve modifikasyonlu parçalar olduğundan, TSE işlemlerinin uzadığı, bu nedenle planlanan sürede gümrükten çekilemediğini belirtmiş ve son derece samimi bir şekilde üzüntülerini ifade etmiştir.

Sonuç olarak sorun çözülmüştür. İlgilenen, merak eden, endişe duyan ya da duymayan herkese duyurulur :)

Cumartesi, Mayıs 19, 2007

Suzuki Burgman AN 400 K7 İlk İzlenimler, İlk Problemler

Bir önceki yazıdan da anlaşılabileceği gibi 30 Nisan 2007 tarihi itibarı ile 2007 model bir Burgman 400 sahibiyim. Daha bir ayını bile doldurmadı motor. Rodajı henüz tamamlanmadı. Şu anda 700 Km civarında. Haliyle çevremdeki pek çok kişi büyük bir merakla, motorun nasıl gittiği, performansının nasıl olduğu, kısaca motordan memnun olup olmadığım ile ilgili sorular soruyor. Yakın zamana kadar bu tip soruların tamamına oldukça pozitif yanıtlar veriyordum. Gerçekten de motorun performansı, ivmelenmesi bir maxi scooterdan beklediğimin oldukça ötesindeydi. Burgman'ın daha önceki modellerine sahip arkadaşlarımın yorumlarına göre 2007 model Burgman oldukça farklıydı. Tasarım ve donanım farkları zaten açıkça gözle görülebiliyor. Örneğin ön tekerlek ebadı 14 inch'e yükseltilmiş, gösterge paneline yol bilgisayarı eklenmiş, kasa neredeyse tamamen değişmiş ve daha spor, daha agresif bir görünüm kazanmış. Bunların dışında motorun performansını da etkileyen en önemli değişiklik motor hacminde gerçekleştirilmiş. Daha önceden 385 cc olan motor hacmi 2007 modellerde tam 400 cc'ye yükseltilmiş ve bu nedenle önceki modellerine oranla performansında da ciddi bir artış gerçekleştirilmiş. Kısaca özetlemek gerekirse, gerek tasarım, gerek performans, gerekse de konfor bakımından yeni Burgman'ın beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını rahatlıkla söyleyebilirim.

İlk Problemler

Ancak yazının başında da belirttiğim gibi motorla ilgili ilk izlenimlerimi yakın zamana kadar son derece pozitif bir şekilde ifade ediyordum. Ta ki, ilk problemler kendini göstermeye başlayıncaya kadar.

Motoru kullanmaya başladıktan bir süre sonra ara sıra kalkışlarda motordan bir ötme sesi gelmeye başladığını farkettim. Her zaman olmuyordu ve çok fazla rahatsız edici de değildi. O nedenle çok üzerinde durmadım. Ancak daha sonra ve özellikle geçen hafta sonu bu ses giderek şiddetlenmeye başladı. Kalkışlarda kavrama sorunu, aşırı titreme ve sarsıntı, ötme sesleri artık iyice sinir bozucu bir hale gelmeye başlamıştı. Bununla birlikte sorunun garanti kapsamında çözüleceğinden emin olduğum için, içim yine de bir nebze olsun rahattı.

Geçen hafta Pazartesi günü, önce motoru satın aldığım ve bana her konuda yardımcı olan Kızıltoprak Korlas'tan Hüseyin Önder'e bildirdim durumu. O da Göztepe Korlas'ı arayacağını söyledi ve motoru oradaki servise götürüp durumu anlatmamı tavsiye etti. Doğruca Göztepe servise gittim ve durumu anlattım. Daha sonra yedek parça bölümüne gidip değişim için yeni debriyaj takımının ellerinde olup olmadığını sordum. Ellerinde olmadığını ancak gerekli belgeleri doldurduktan sonra garanti kapsamında değişim yapılması ve parça siparişi için başvuru yapılması gerektiğini söyledi. Bu arada gerekli belgeler dolduruldu ve debriyaj takımının garanti kapsamında değişimi ve Suzuki'ye parça siparişi için başvuru maili gönderildi. Buraya kadar hiçbir itirazla ya da sorunla karşılaşmadım. Parçanın ne zaman geleceğini sorduğumda, ellerinde varsa hemen gönderecekleri ve parça geldiğinde beni arayacakları belirtildi. Hafta içerisinde birkaç kez aradım ve parçanın halen gelmediğini ve bu konuda malesef yapacakları birşey olmadığını belirttiler. Çünkü Suzuki'nin de elinde yokmuş.

İşte o saatten sonra beynimin hararet ibresi yavaş yavaş kırmızıya yaklaşmaya başladı. Dünyanın parasını verip sıfır motor almıştım ve yollarda sanki 80,000 Km'de motorla dolaşır gibi hissediyordum kendimi. Sarsıntı, ses, kavrama sorunu giderek sinirimi daha çok bozmaya ve beni motordan soğutmaya başlamıştı.

Dün Suzuki Türkiye satış sonrası servis bölümünü aradım. Okan Bey ile görüştüm. O da Japonya'dan parça beklediklerini ve parçanın gelmesinin 10 günü bulabileceğini belirtti. Durumu anlattım, motordan soğuduğumu, artık kullanmak bile istemediğimi söyledim. Madem böyle bilinen bir sorun vardı, neden bu parçalar her an hazırda bekletilmiyordu. Japonya'da motorlar yeterince test edilmeden mi çıkıyordu fabrikadan. Madem bir üretim hatası vardı, neden halen ithal ediliyordu bu motorlar? Bunun gibi kafamdaki bir sürü soruyu sordum kendisine. Yaptığı açıklamalar şunlardı:

Motorların fabrika çıkışlarında üretim hatası gibi bir durum söz konusu değildi. Sorunlar tamamen ülkelere ve kullanım koşullarına göre ortaya çıkıyordu. Yani aynı motor mesela Japonya'da ya da İngiltere'de hiç bir sorun çıkarmazken, Türkiye'deki trafik durumu, kullanım şartları, coğrafi özellikler vb. durumlardan dolayı sorun yaşanmasına neden olabiliyordu. Ellerindeki test motorunun aynı debriyaj sorununu 5,000 Km'den sonra çıkardığını ve sorunu çok iyi bildiklerini belirtti.

Peki bu Burgman 400 K7'lerdeki debriyaj sorununa karşı alınan önlem neydi?

Türkiye'deki 2007 model Burgman'larda yaşanan debriyaj sorunu Japonya'ya bildirilmiş ve Japonlar da konuyu derinlemesine incelemişler. İnceleme sonucunda balatanın ve debriyaj takımının modifiye edilmesine karar verilmiş ve özetle daha dayanıklı bir debriyaj takımı üretilmeye başlanmış. Dolayısı ile Türkiye'ye gelen Burgman'ların bir kısmında zaten bu modifiyeli takım doğrudan üretim aşamasında takılıyormuş. Ancak daha önceden takılmamış olanlar da, sorun ortaya çıktığında garanti kapsamında hemen değiştiriliyormuş. Okan Bey, şu anda yaşadığım sorundan dolayı motorun herhangi bir başka parçasının zarar görmediğini, sadece balatanın değil, çanak da dahil olmak üzere tüm debriyaj takımının komple değiştirileceğini, bu nedenle endişelenecek bir durum olmadığını belirterek beni biraz olsun rahatlatmaya çalıştı.

Sonuç olarak ne kadar rahatladım bilemiyorum. Evet, gerek üretici, gerek ithalatçı, gerekse de dağıtıcı firmalar ürünlerinin arkasında duruyor ve sorunu çözmeye yönelik yapıcı adımlar atıyorlar. Ancak ben büyük bir heyecanla satın aldığım motorumu şu anda aynı heyecanla kullanamıyorum. Hatta kullanmak istemiyorum. Eğer sorun hemen çözülebilseydi belki bu kadar keyfim kaçmayacaktı. Ama malesef çözülemedi ve keyfim fena halde kaçmış durumda.

Çinliler ve Japonlar

Bundan önceki motorum bir Çinli'ydi. Asya Motor AS125T. Şimdi buradan birçok motosiklet sitelerinde, forumlarda Çinli'ler hakkında atıp tutan, Japonlar'ı yere göğe sığdıramayanlara bir çift sözüm olacak. Eğer yaşadığım bu sorunlar bir Çin malı motosikletin başına gelmiş olsaydı, Japon'cular bıyık altından gülerek, Çinli'lerle ilgili "haklı" önyargılarının ne kadar da yerinde olduğundan dem vuracaklardı. Oysa ben Çinli motorumu yaklaşık 2 sene kullandım ve hiçbir ciddi sorun da yaşamadım. Yaşadığım servis deneyimlerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, eğer bu tür bir sorun ile karşılaşmış olsaydım bile, gerek ithalatçı firma gerekse de servisleri bu sorunu aynı yapıcı yaklaşımla çözme yoluna gideceklerdi. Belki de sorunu çok daha hızlı bir şekilde çözeceklerdi. Çünkü Çinli'lerle ilgili bir yedek parça sıkıntısı yaşandığını hiç duymadım.

Niyetim ne Çinli'leri övmek ne de Japonlar'ı yermek. Tabii ki ortada tartışılamayacak kadar güçlü bazı gerçekler var. Japonlar'ın ve Çinli'lerin üretim kalitesini karşılaştırmak bile yersiz. Fiyatlar zaten ortada. Bir Çinli fiyatına Japon kalitesine sahip olmak tabii ki imkansız. Burada karşılaştırılabilecek ve tartışılabilecek tek konu olsa olsa fiyat/kalite/performans oranlarıdır; başka bir deyişle ödenilen bedel karşılığında elde edilen değerin oranıdır. Bu açıdan bakıldığında Çinli'lerin, ödenen bedel karşılığında ortaya çıkardıkları değer hiç de öyle küçümsenebilecek bir değer değil. Dünya çapındaki başarılarının altında yatan gerçek de bu değil mi zaten. Yoksa, ödenilen para az dahi olsa, kimse parasını çöpe atmak istemez sanırım.

İşte zurnanın zırt dediği nokta da burası zaten. Eğer bu sorunları size bir Çinli yaşatsaydı, belki çok üzerinde durmaz, en kısa yoldan sorunu çözmeye çalışırdınız ve büyük bir ihtimalle de çok kısa sürede çözerdiniz. Ama bunu bir Japon yaşattığında durup iki kere, üç kere, hatta beş kere düşünürsünüz. Düşündüğünüz şeyse çok basittir: Elde ettiğiniz değere oranla hatırı sayılır bir bedel ödemişsinizdir ve motorla ilgili yaşadığınız her türlü deneyimi bu bedel ile ilişkilendirirsiniz. Eğer kalitesinden ve performansından memnunsanız, ne kadar doğru bir karar verdiğinizi düşünürsünüz. Bu güzel bir duygudur. Yok eğer bazı memnuniyetsizlikler baş göstermeye başlarsa, bu kez bir hata yapıp yapmadığınızı düşünmeye başlarsınız ki, işte bu hiç de hoş bir duygu değildir.

Birer tüketici olarak hepimiz çoğunlukla kendimizi "iyi" hissetmek için bir şeyler satın alırız. Bu bir dondurma da olabilir, bir motosiklet de. Amaç her zaman iyi hissetmektir. Eğer iyi hissetmiyorsak, biryerlerde birşeyler yanlış demektir. Yapılması gereken bu yanlışın bir an önce bulunup düzeltilmesidir. Çok geç olmadan.

Çarşamba, Mayıs 02, 2007

Yeni Bir Motor, Yeni Bir Hayat

Orhan Pamuk'un "Yeni Hayat" isimli romanı şöyle başlar: "Bir gün bir kitap okudum, hayatım değişti." Romanın etkisinden midir bilinmez, benim de son iki gündür kafamda sürekli "Bir motor gördüm, hayatım değişti." cümlesi dolanıp duruyor.

Bir motorcu için motorunun ne ifade ettiğini yine ancak bir motorcu anlayabilir. Motorcu ya da motor sever olmayanlar ne yazık ki bunu anlamakta bir parça zorlanabilirler, hatta şu anda yazmakta olduğum satırları bile oldukça abartılı bulabilirler. Herneyse konumuz da bu değil zaten.

Bir motorcu için motoru, hem eş, hem arkadaş, hem sevgili, hem dost gibidir. Bir başka deyişle ve kelimenin de tam anlamıyla bir "yol arkadaşı"dır aslında motor.

Yola birlikte çıkarsınız ve çoğunlukla yalnızsınızdır; sadece ikiniz bir de rüzgar vardır. Yol boyunca adeta tek vücut olup bütünleşirsiniz, ne siz onsuz ne de o sizsiz yapamaz. Ayrılamazsınız yani. Dış dünyadan "izole" olmazsınız belki, ama yine de kopar, soyutlanırsınız. Başka bir boyutta, başka türlü görmeye başlarsınız dünyayı. Bu heyecan verici duyguyu bütün vücudunuzda, en derinlerinizde, tüm sinir uçlarınızda hissedersiniz. Ve belki de hepsinden önemlisi size bu duyguyu yaşatanın motorunuz olduğunu bilirsiniz. Onun için daha da bağlanırsınız motorunuza.

Yol arkadaşlığı önemli bir kavramdır. Öyle herkesle yola çıkamazsınız. Herşeyden önce güvenmeniz gerekir, sevmeniz gerekir, anlaşmanız gerekir, paylaşmanız gerekir. O nedenle yol arkadaşınızı seçerken çok titiz davranırsınız; kendi ruhunuza, duygularınıza, beklentilerinize cevap verebilecek, güvenebileceğiniz, sevebileceğiniz, anlaşabileceğiniz ve paylaşabileceğiniz bir yol arkadaşı seçmeye çalışırsınız kendinize. Zor bir karar verme sürecidir bu. Bazen çok uzun sürer, yorar, bazense görür görmez, hani yıldırım aşkı gibi, bir anda "işte" dersiniz "buldum onu". Bazen de, hiç beklemediğiniz anda o sizi bulur.

Benim yeni yol arkadaşımı bulmam da, daha doğrusu onun beni bulması da biraz böyle oldu işte.

Bildiğiniz gibi, kısa bir süre önce Asyalım'la yollarımızı ayırdık. Onun şimdi yeni yol arkadaşı ile mutlu olduğunu tahmin ediyorum. Benim de gözüm arkada kalmadı açıkçası.

Uzun süredir yeni bir yol arkadaşı arayışı içindeydim. Birkaç seçenek arasında karar vermekte zorlanıyordum. 125 cc bir scooter olan Asyalım'dan sonra, daha büyük bir cc'ye sahip, bana hem şehir içinde rahatlıkla arkadaşlık edebilecek hem de uzun yolda arkadaşlığını esirgemeyecek bir yol arkadaşı arıyordum. İlk seçeneklerimin ortak noktası hiç birinin scooter olmamasıydı. Öyle ya, bunca zaman scooter kullandıktan sonra artık şöyle biraz ayaklarımı da çalıştırmanın zamanı gelmişti. Ben bu seçeneklerin arasında debelenip dururken, yeni yol arkadaşım hiç beklemediğim bir anda karşıma çıkıverdi. Aslında onu 2 yıl öncesinden tanıyordum ve pek de beğeniyordum. Hatta bir aralar ciddi ciddi aşık falan olmuştum. Ancak zaman içinde Asyalım'la tanışmam ve yaklaşık 2 yıllık birlikteliğim sonrasında o eski hevesim kaybolmuştu sanki. Artık gözüm scooter olmayan yol arkadaşlarındaydı. Ta ki o yeniden karşıma çıkana kadar.

Geçtiğimiz fuarda çıktı karşıma. Hiç beklemediğim bir anda. Ben ki, önceden, bütün fuarlarda onun standına uğramadan geçmez, ona dokunmadan rahat etmezken, artık standına bile uğramaz olmuştum. Dedim ya, bazen o sizi bulur diye. İşte tam da öyle oldu. Bir anda gözüme takıldı. Önce ne olduğunu tam anlayamadım. Eski aşkıma benziyordu ama biraz değişmiş miydi ne? Daha bir güzelleşmiş, daha çekici bir hale gelmişti. Ve işin ilginci doğrudan bana bakıyordu. Adeta yanına gitmemi istiyordu. Ben de ona doğru gitmekten alamadım kendimi. Yanına geldiğimde gözlerime inanamadım, çünkü gerçekten çok değişmişti. Ve hepsinden önemlisi, o anda beni bir kez daha kendine aşık etmeyi başarmıştı. İşte tam o sırada hapı yuttuğumu hissettim. Çünkü kafam karışmıştı. Sonuçta o bir "scooter"dı ve ben yeni yol arkadaşım olarak bir "scooter" istemiyordum. Evet, o farklıydı. Vücut ölçüleriyle, bakışlarıyla, duruşuyla, gücüyle, kısacası herşeyiyle farklıydı. Ve bana ihtiyacım olan herşeyi verebileceğini söylüyordu. Hem şehir içinde beni rahat ettirebilecek hem de gerek perfonmansı gerekse de konforu ile uzun yolda sıkı bir yol arkadaşı olabilecekti. Bir süre bunları duymamaya çalıştım, kulaklarımı tıkadım olmadı, başka tarafa baktım olmadı, güç bela ayrıldım yanından. Ama bir kez aklıma ve kalbime girmeyi başarmıştı işte. Artık ne yapsam boştu. Çünkü yol arkadaşım beni seçmişti.

Resimlerinden de görebileceğiniz gibi beni kendine yol arkadaşı olarak seçen yeni yol arkadaşım Suzuki Burgman AN 400. 2 gün önce, yani 30 Nisan akşamı kavuştuk birbirimize. Daha ilk sürüşümde, bana söylediği ve vaat ettiği herşeyin doğru olduğunu farkettim ve birbirimiz için gerçekten de iyi birer yol arkadaşı olabileceğimizi anladım. Seçimi o yapmıştı ve beni kendine aşık etmişti. Açıkçası ben de halimden pek şikayetçi sayılmam hani. İkimiz de gayet mutlu ve mesut bir şekilde yeni hayatımıza başladık. Darısı tüm sevenlerin başına...

Bu arada bu kavuşma sürecindeki yardımlarından ötürü Kızıltoprak Korlas'tan Hüseyin'e de sevgi ve selamlarımı iletiyorum.

Burgman

Burgman