Web'de Ara Motosiklet Tutkusu'nda Ara
<


<

<

< <

<

Bir önceki yazıdan da anlaşılabileceği gibi 30 Nisan 2007 tarihi itibarı ile 2007 model bir Burgman 400 sahibiyim. Daha bir ayını bile doldurmadı motor. Rodajı henüz tamamlanmadı. Şu anda 700 Km civarında. Haliyle çevremdeki pek çok kişi büyük bir merakla, motorun nasıl gittiği, performansının nasıl olduğu, kısaca motordan memnun olup olmadığım ile ilgili sorular soruyor. Yakın zamana kadar bu tip soruların tamamına oldukça pozitif yanıtlar veriyordum. Gerçekten de motorun performansı, ivmelenmesi bir maxi scooterdan beklediğimin oldukça ötesindeydi. Burgman'ın daha önceki modellerine sahip arkadaşlarımın yorumlarına göre 2007 model Burgman oldukça farklıydı. Tasarım ve donanım farkları zaten açıkça gözle görülebiliyor. Örneğin ön tekerlek ebadı 14 inch'e yükseltilmiş, gösterge paneline yol bilgisayarı eklenmiş, kasa neredeyse tamamen değişmiş ve daha spor, daha agresif bir görünüm kazanmış. Bunların dışında motorun performansını da etkileyen en önemli değişiklik motor hacminde gerçekleştirilmiş. Daha önceden 385 cc olan motor hacmi 2007 modellerde tam 400 cc'ye yükseltilmiş ve bu nedenle önceki modellerine oranla performansında da ciddi bir artış gerçekleştirilmiş. Kısaca özetlemek gerekirse, gerek tasarım, gerek performans, gerekse de konfor bakımından yeni Burgman'ın beklentilerimi fazlasıyla karşıladığını rahatlıkla söyleyebilirim.

İlk Problemler

Ancak yazının başında da belirttiğim gibi motorla ilgili ilk izlenimlerimi yakın zamana kadar son derece pozitif bir şekilde ifade ediyordum. Ta ki, ilk problemler kendini göstermeye başlayıncaya kadar.

Motoru kullanmaya başladıktan bir süre sonra ara sıra kalkışlarda motordan bir ötme sesi gelmeye başladığını farkettim. Her zaman olmuyordu ve çok fazla rahatsız edici de değildi. O nedenle çok üzerinde durmadım. Ancak daha sonra ve özellikle geçen hafta sonu bu ses giderek şiddetlenmeye başladı. Kalkışlarda kavrama sorunu, aşırı titreme ve sarsıntı, ötme sesleri artık iyice sinir bozucu bir hale gelmeye başlamıştı. Bununla birlikte sorunun garanti kapsamında çözüleceğinden emin olduğum için, içim yine de bir nebze olsun rahattı.

Geçen hafta Pazartesi günü, önce motoru satın aldığım ve bana her konuda yardımcı olan Kızıltoprak Korlas'tan Hüseyin Önder'e bildirdim durumu. O da Göztepe Korlas'ı arayacağını söyledi ve motoru oradaki servise götürüp durumu anlatmamı tavsiye etti. Doğruca Göztepe servise gittim ve durumu anlattım. Daha sonra yedek parça bölümüne gidip değişim için yeni debriyaj takımının ellerinde olup olmadığını sordum. Ellerinde olmadığını ancak gerekli belgeleri doldurduktan sonra garanti kapsamında değişim yapılması ve parça siparişi için başvuru yapılması gerektiğini söyledi. Bu arada gerekli belgeler dolduruldu ve debriyaj takımının garanti kapsamında değişimi ve Suzuki'ye parça siparişi için başvuru maili gönderildi. Buraya kadar hiçbir itirazla ya da sorunla karşılaşmadım. Parçanın ne zaman geleceğini sorduğumda, ellerinde varsa hemen gönderecekleri ve parça geldiğinde beni arayacakları belirtildi. Hafta içerisinde birkaç kez aradım ve parçanın halen gelmediğini ve bu konuda malesef yapacakları birşey olmadığını belirttiler. Çünkü Suzuki'nin de elinde yokmuş.

İşte o saatten sonra beynimin hararet ibresi yavaş yavaş kırmızıya yaklaşmaya başladı. Dünyanın parasını verip sıfır motor almıştım ve yollarda sanki 80,000 Km'de motorla dolaşır gibi hissediyordum kendimi. Sarsıntı, ses, kavrama sorunu giderek sinirimi daha çok bozmaya ve beni motordan soğutmaya başlamıştı.

Dün Suzuki Türkiye satış sonrası servis bölümünü aradım. Okan Bey ile görüştüm. O da Japonya'dan parça beklediklerini ve parçanın gelmesinin 10 günü bulabileceğini belirtti. Durumu anlattım, motordan soğuduğumu, artık kullanmak bile istemediğimi söyledim. Madem böyle bilinen bir sorun vardı, neden bu parçalar her an hazırda bekletilmiyordu. Japonya'da motorlar yeterince test edilmeden mi çıkıyordu fabrikadan. Madem bir üretim hatası vardı, neden halen ithal ediliyordu bu motorlar? Bunun gibi kafamdaki bir sürü soruyu sordum kendisine. Yaptığı açıklamalar şunlardı:

Motorların fabrika çıkışlarında üretim hatası gibi bir durum söz konusu değildi. Sorunlar tamamen ülkelere ve kullanım koşullarına göre ortaya çıkıyordu. Yani aynı motor mesela Japonya'da ya da İngiltere'de hiç bir sorun çıkarmazken, Türkiye'deki trafik durumu, kullanım şartları, coğrafi özellikler vb. durumlardan dolayı sorun yaşanmasına neden olabiliyordu. Ellerindeki test motorunun aynı debriyaj sorununu 5,000 Km'den sonra çıkardığını ve sorunu çok iyi bildiklerini belirtti.

Peki bu Burgman 400 K7'lerdeki debriyaj sorununa karşı alınan önlem neydi?

Türkiye'deki 2007 model Burgman'larda yaşanan debriyaj sorunu Japonya'ya bildirilmiş ve Japonlar da konuyu derinlemesine incelemişler. İnceleme sonucunda balatanın ve debriyaj takımının modifiye edilmesine karar verilmiş ve özetle daha dayanıklı bir debriyaj takımı üretilmeye başlanmış. Dolayısı ile Türkiye'ye gelen Burgman'ların bir kısmında zaten bu modifiyeli takım doğrudan üretim aşamasında takılıyormuş. Ancak daha önceden takılmamış olanlar da, sorun ortaya çıktığında garanti kapsamında hemen değiştiriliyormuş. Okan Bey, şu anda yaşadığım sorundan dolayı motorun herhangi bir başka parçasının zarar görmediğini, sadece balatanın değil, çanak da dahil olmak üzere tüm debriyaj takımının komple değiştirileceğini, bu nedenle endişelenecek bir durum olmadığını belirterek beni biraz olsun rahatlatmaya çalıştı.

Sonuç olarak ne kadar rahatladım bilemiyorum. Evet, gerek üretici, gerek ithalatçı, gerekse de dağıtıcı firmalar ürünlerinin arkasında duruyor ve sorunu çözmeye yönelik yapıcı adımlar atıyorlar. Ancak ben büyük bir heyecanla satın aldığım motorumu şu anda aynı heyecanla kullanamıyorum. Hatta kullanmak istemiyorum. Eğer sorun hemen çözülebilseydi belki bu kadar keyfim kaçmayacaktı. Ama malesef çözülemedi ve keyfim fena halde kaçmış durumda.

Çinliler ve Japonlar

Bundan önceki motorum bir Çinli'ydi. Asya Motor AS125T. Şimdi buradan birçok motosiklet sitelerinde, forumlarda Çinli'ler hakkında atıp tutan, Japonlar'ı yere göğe sığdıramayanlara bir çift sözüm olacak. Eğer yaşadığım bu sorunlar bir Çin malı motosikletin başına gelmiş olsaydı, Japon'cular bıyık altından gülerek, Çinli'lerle ilgili "haklı" önyargılarının ne kadar da yerinde olduğundan dem vuracaklardı. Oysa ben Çinli motorumu yaklaşık 2 sene kullandım ve hiçbir ciddi sorun da yaşamadım. Yaşadığım servis deneyimlerime dayanarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, eğer bu tür bir sorun ile karşılaşmış olsaydım bile, gerek ithalatçı firma gerekse de servisleri bu sorunu aynı yapıcı yaklaşımla çözme yoluna gideceklerdi. Belki de sorunu çok daha hızlı bir şekilde çözeceklerdi. Çünkü Çinli'lerle ilgili bir yedek parça sıkıntısı yaşandığını hiç duymadım.

Niyetim ne Çinli'leri övmek ne de Japonlar'ı yermek. Tabii ki ortada tartışılamayacak kadar güçlü bazı gerçekler var. Japonlar'ın ve Çinli'lerin üretim kalitesini karşılaştırmak bile yersiz. Fiyatlar zaten ortada. Bir Çinli fiyatına Japon kalitesine sahip olmak tabii ki imkansız. Burada karşılaştırılabilecek ve tartışılabilecek tek konu olsa olsa fiyat/kalite/performans oranlarıdır; başka bir deyişle ödenilen bedel karşılığında elde edilen değerin oranıdır. Bu açıdan bakıldığında Çinli'lerin, ödenen bedel karşılığında ortaya çıkardıkları değer hiç de öyle küçümsenebilecek bir değer değil. Dünya çapındaki başarılarının altında yatan gerçek de bu değil mi zaten. Yoksa, ödenilen para az dahi olsa, kimse parasını çöpe atmak istemez sanırım.

İşte zurnanın zırt dediği nokta da burası zaten. Eğer bu sorunları size bir Çinli yaşatsaydı, belki çok üzerinde durmaz, en kısa yoldan sorunu çözmeye çalışırdınız ve büyük bir ihtimalle de çok kısa sürede çözerdiniz. Ama bunu bir Japon yaşattığında durup iki kere, üç kere, hatta beş kere düşünürsünüz. Düşündüğünüz şeyse çok basittir: Elde ettiğiniz değere oranla hatırı sayılır bir bedel ödemişsinizdir ve motorla ilgili yaşadığınız her türlü deneyimi bu bedel ile ilişkilendirirsiniz. Eğer kalitesinden ve performansından memnunsanız, ne kadar doğru bir karar verdiğinizi düşünürsünüz. Bu güzel bir duygudur. Yok eğer bazı memnuniyetsizlikler baş göstermeye başlarsa, bu kez bir hata yapıp yapmadığınızı düşünmeye başlarsınız ki, işte bu hiç de hoş bir duygu değildir.

Birer tüketici olarak hepimiz çoğunlukla kendimizi "iyi" hissetmek için bir şeyler satın alırız. Bu bir dondurma da olabilir, bir motosiklet de. Amaç her zaman iyi hissetmektir. Eğer iyi hissetmiyorsak, biryerlerde birşeyler yanlış demektir. Yapılması gereken bu yanlışın bir an önce bulunup düzeltilmesidir. Çok geç olmadan.

Etiketler: , , , ,


<

<10Yorum:

<
<Anonymous Adsızdemiş ki...


Turgay K./p>

< 
<
<Anonymous Adsızdemiş ki...

< 
<
<Blogger onurdemiş ki...

< 
<
<Blogger onurdemiş ki...

< 
<
<Anonymous Adsızdemiş ki...

< 
<
<Blogger zeki özdumandemiş ki...

< 
<
<Anonymous Adsızdemiş ki...

< 
<
<Blogger TUBAdemiş ki...

< 
<
<Blogger TUBAdemiş ki...

< 
<
<Blogger Tunç Uzcandemiş ki...


Burada uzun uzun anlatmayacağım ama bu süreçte Suzuki Türkiye ile yaşadığım diyaloglardan yola çıkarak söyleyebilirim ki, Suzuki Türkiye satış sonrası servis ve müşteri ilişkileri açısından kesinlikle sınıfta kalmıştır. Bugüne kadar da Suzuki Türkiye hakkında olumlu bir yorumda bulunana da rastlamadım zaten.

Bugüne kadar servisle ilgili bir sorun yaşamadım. Motorun garanti süresi de bittiğinden artık Suzuki Türkiye ile de muhattap olmak zorunda kalmıyorum./p>

< 
<

<Yorum Gönder

< <

Links to this post:

<

< Bağlantı Oluştur/p> <

<
Fotoğrafım
Ad:
Konum: Fenerbahçe, İstanbul, Turkey
Motor Tutkusu'nu Twitter'da takip et.

Email Adresiniz:

Delivered by FeedBurner





Powered by Blogger


Her türlü görüş, öneri ve düşünceleriniz için:
bilgi@motortutkusu.com